Hukuki Uyarı

 

Bu web sitesinde sunulan içerik ve kaynaklar, Reklam Yasağı Yönetmeliğine uygun şekilde sadece hali hazırdaki müvekkillerine bilgi verme ve mesleki makalelerimizi ve bilimsel çalışmalarımızı yayınlama amacı ile hazırlanmıştır.

 

Bu web sitesini belirli aralıklarla güncellesek de, bu sitede yer alan bilgilerin eksiksiz, doğru ve güncel olduğu garanti edilmemektedir. Bu bilgiler en son hukuki durumu yansıtmayabileceğinden okuyucular bu bilgilere dayanarak hareket etmemelidirler.

 

Leave a Comment

Filed under Yorumlar

Kira Alacağı

25937Kiracı olmak ne kadar zordur biliriz. Ancak ev sahipliği de bir o kadar zordur. Kiracınız kirasını ödemedi mi sizin için korkulu rüya başlar. O yüzdendir ki ev sahipleri “garanti” kiracı arar. Ancak kiracı kanun önünde halen korunan taraftır. Bu kural kiracının zayıf olduğu karinesinden ileri gelmektedir. Buna rağmen kiracının üzerine düşen bazı yükümlülükleri kaldırılamaz. Bunlardan en önemlisi kira borcunu ödeme yükümlülüğüdür. Bunun yanında kiracının ” yakıt gideri, bekçi parası, kapıcı parası, temizlik parası, su parası, elektrik parası, çöp parası, yönetim gideri, telefon ücreti” gibi giderleri de ödemesi gerektiği kabul edilmektedir. Ancak bu borçlar kira alacağından farklıdır ve bunların ödenmemesi tek başına tahliye nedeni olmaz. İşte bu nedenle Yargıtay kararına konu olan bir davada sadece bu gibi yan alacaklar için 13 nolu icra emrinin gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında Yargıtay bu tür alacakların kira alacağı ile birlikte icraya konulmasının ise mümkün olduğunu yine kararda belirtmektedir. Bu kararı aşağıda bilginize sunuyoruz:

 

YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2014/8153
KARAR NO : 2014/11453
KARAR TARİHİ:18/04/2014
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/11/2013
NUMARASI : 2013/441 – 2013/1147
DAVACI : BORÇLU: G.D.
DAVALI : ALACAKLI: M. İnşaat Tur. A. Ş.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi G.K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından, borçlu hakkında kira sözleşmesine dayalı olarak başlatılan adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin icra takibinde, örnek 13 numaralı ödeme eminin tebliği üzerine borçlu yasal süresi içerisinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda ödeme emrinde borç sebebinin belirtilmediğini, kira alacağı dışında başka alacak için adi kiraya ilişkin icra takibi yapılamayacağını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece; istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK’nun 269/1. maddesine göre; “Takip adi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, Borçlar Kanunu’nun 260 ve 288. maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder.”

İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 35. maddesinde ise adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin ödeme emrinin “kesinleşen kira alacağı için alacaklının haciz talep edebileceği ve icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılmasını isteyebileceği” kaydını ihtiva edeceği hususu düzenlenmiştir.

Kira sözleşmesinde belirli bir edimin (giderin) kiracıya ait olduğunun belirtilmiş olması o edimin (borcun) kira borcundan sayılmasını gerektirmez. Kiracı, kira sözleşmesinde yakıt gideri, bekçi parası, kapıcı parası, temizlik parası, su parası, elektrik parası, çöp parası, yönetim gideri, telefon ücreti vs. gibi yan giderleri ödemeyi üstlenmiş olsa dahi, sözkonusu edimler asıl kira borcu olmayıp asıl kira borcunun eklentisi niteliğinde olduğundan anılan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi tahliyeye neden olmaz.

Bu durumda adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin icra takibinde, asıl kira borcu ile kira sözleşmesinde belirtilen diğer edimlere ilişkin alacakların birlikte talep edilmesi ve bu alacaklar için örnek 13 numaralı ödeme emrinin borçluya gönderilmesi mümkün ise de; asıl kira borcu dışında kalan kira sözleşmesine dayalı alacaklar için adi kiraya ilişkin takip yapılması mümkün değildir.

Somut olayda, takip talebinde borcun sebebi olarak “yıllık gider katılım payı ve elektrik, su ve diğer giderler” açıklamasına yer verildiği görülmektedir. Takip dayanağı kira sözleşmesinde, takipte talep edilen alacakların kira parasından sayılacağı ve ödenmemesi halinde tahliye nedeni olacağına dair bir düzenlemede bulunmadığına göre bu alacak kalemleri için borçluya örnek 13 numaralı ödeme emri gönderilmesi usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/04/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Araçta Ayıp – Görevli Mahkeme

699220110717042049628İkinci el araçların çeşitli yerlerden satın alınması mümkündür. Bu araçlar genelde ya internetten doğrudan aracın sahibi ile iletişim kurulması yoluyla ya da araç pazarı dediğimiz satıcının asıl işinin araba satışı olmadığı, kendi aracını satmak için getirdiği yerlerden alınır. Bunun yanında bu araçları galeriden veya sıfır araç satan dükkanlardan dahi almak mümkündür. Bu durumda ise satıcının bu işi meslek haline getirmiş kişilerden olduğuna şüphe yoktur. Eğer bu aldığınız araçlarda beklenmeyen bir arıza (yani hukuki terim olarak “ayıp”) durumu ortaya çıkmışsa, bu durumda davayı açacağınız mahkeme önem arzetmektedir. Buna göre Yargıtay bu konuyla ilgili bir ayrıma gitmiş ve satıcının “mesleki ve ticari faaliyetleri” sonucu bu satışı gerçekleştirip gerçekleştirilmediğine bakılması gerektiğini belirtmiştir. Başka bir deyişle, satıcı böyle bir işi meslek icabı yapıyorsa, o zaman yetkili mahkeme tüketici mahkemesi, değilse genel yetkili asliye mahkemeleri yetkili olacaktır. Aşağıda buna ilişkin örnek kararı bulabilirsiniz:

YARGITAY 17. Hukuk Dairesi

ESAS: 2014/11936
KARAR: 2014/15377

Taraflar arasındaki alacak davasında M… 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ve M… Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

Dava, araç satışın ayıplı yapıldığı iddiasıyla satış için ödenen ücretin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Asliye Hukuk Mahkemesince, uyuşmazlık konusu araç ile ilgili bedel iadesine ilişkin ihtilafın Tüketici Mahkemelerinde görüleceği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.

Tüketici Mahkemesi’nce, davalının 4077 sayılı Kanunda belirtilen satıcı tanımına uymadığı ve genel görevli mahkemenin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermiştir.

4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya t&uu ml;zel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.

Dosya kapsamından, uyuşmazlığın davalının ticari ve mesleki faaliyetinden kaynaklanmadığının anlaşıldığı, davacının satın alınan ikinci el aracın hasarlı olduğu ve satımın ayıplı olduğunu iddiasıyla satış bedelinin davalıdan tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 4077 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince M… 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 07.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Kesinleşmeden İcraya Konulamayan Kararlar

25937

Daha önceki bir yazımızda bazı kararların kesinleşmeden icraya konulamayacağını belirtmiştik. Bunlardan birinin de marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti davaları olduğunu söylemiştik.

Buna örnek bir karar aşağıda verilmektedir. Buna göre Yargıtay 12. Hukuk Dairesi açıkça Haksız Rekabet Önlenmesine ilişkin davaların şahsın hukukuna ilişkin olduğunu ve bu nedenle kesinleşmeden icraya konulamayacağını belirtmiştir. Karar aşağıda bilginize sunulmaktadır:

 

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2006/24548
Karar: 2007/1635
Karar Tarihi: 01.02.2007

ÖZET: Haksız rekabetin önlenmesine ilişkin ilamlar şahsın hukukuna ait olması nedeniyle, kesinleşmeden takip konusu yapılamaz. HUMK’nun 443/4. maddesi gereğince bu nitelikteki kararlar, kesinleşmeden İcra olunamazlar. Karardaki veka1et ücreti ve yargılama giderleri gibi ilamın fer’i nitelikteki bölümlerin de takibe konulabilmesi için asla bağlı olarak kesinleşmesi gerekir. Açıklanan nedenle borçluların şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

(1086 S. K. m. 443) (2004 S. K. m. 16)

Dava: Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: İstanbul 2 Nolu Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin 21.09.2006 tarih 2005/176 E., 2006/236 K. sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi kararına dayalı olarak ilamlı takip yapılmaktadır.

Haksız rekabetin önlenmesine ilişkin ilamlar şahsın hukukuna ait olması nedeniyle, kesinleşmeden takip konusu yapılamaz. HUMK’nun 443/4. maddesi gereğince bu nitelikteki kararlar, kesinleşmeden İcra olunamazlar (12. HD. 15.04.1997 Tarih, 4159 E., 4679 K.).

Karardaki vekalet ücreti ve yargılama giderleri gibi ilamın fer’i nitelikteki bölümlerin de takibe konulabilmesi için asla bağlı olarak kesinleşmesi gerekir.

Açıklanan nedenle borçluların şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 01.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Araç Değer Kaybı [Yargıtay Kararları]

25937

Araç değer kaybının karşı taraftan veya sigortasından tahsil edilebileceğini daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Bunlar için daha önceki yazılarımızı kontrol edebilirsiniz. Burada araç değer kaybı ile ilgili bir kısım Yargıtay kararı örnek olarak verilmektedir:

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/7270

K. 2009/2126

T. 13.2.2009

• ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBININ TAZMİNİ TALEBİ ( Bilirkişi Raporunun Hasara İlişkin Olduğu – Taleple İlgili Olmayan Raporun Esas Alınarak Karar Verilemeyeceği )

• TRAFİK KAZASI SONUCUNDA ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBI ( Davacının Talebinin Değer Kaybına İlişkin Olduğu – Taleple İlgili Olmayan Raporun Esas Alınarak Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ ( Davacının Talebinin Değer Kaybına İlişkin Olduğu – Taleple İlgili Olmayan Raporun Esas Alınarak Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

1086/m.74

ÖZET : Dava dilekçesinde; davalı yanın neden olduğu kaza sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödendiği; ancak, hasar nedeniyle aracın değer kaybına uğradığı belirtilerek aracın hasar görmesi nedeniyle meydana gelen değer kaybının ödetilmesi isteminde bulunulmuştur. Davacının istemi değer kaybına ilişkindir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise sadece araçta meydana gelen hasarın bedeli hesaplanmış; ancak, bu hasar nedeniyle oluştuğu iddia olunan değer kaybı konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Taleple bağlı olmayan raporun esas alınarak karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Davacı Murat K. ve Gönül K. vekili Avukat Mehmet Emin Aktar tarafından, davalı Nayif E. ve diğerleri aleyhine 25.01.2005 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.01.2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Necmettin G. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan ve araçta meydana gelen hasardan dolayı değer kaybı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan Necmettin G. tarafından temyiz olunmuştur.

Dava dilekçesinde; davalı yanın neden olduğu kaza sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödendiği; ancak, hasar nedeniyle aracın değer kaybına uğradığı belirtilerek aracın hasar görmesi nedeniyle meydana gelen değer kaybının ödetilmesi isteminde bulunulmuştur. Davacı, hasar bedelinin ödetilmesi isteminde bulunmamıştır. Davacının istemi değer kaybına ilişkindir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise sadece araçta meydana gelen hasarın bedeli hesaplanmış; ancak, bu hasar nedeniyle oluştuğu iddia olunan değer kaybı konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen araç hasar bedelinin ödetilmesine karar verilmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 74. maddesi gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği gözetilmeyerek araçta meydana gelen değer kaybı yerine hasar bedeline karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı Necmettin G. yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 13.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/4686

K. 2006/8528

T. 21.11.2006

• TAZMİNAT DAVASI ( Davacılar Dava Dilekçesi İle Araçta Meydana Gelen Değer Kaybı Talep Edilmediği Halde Bilirkişi Raporu İle Belirlenen Değer Kaybı da Tazminata Dahil Edilerek Talepten Fazlaya Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBI ( Talep Edilmediği Halde Bilirkişi Raporu İle Belirlenen Değer Kaybı da Tazminata Dahil Edilerek Talepten Fazlaya Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )

• TALEPLE BAĞLILIK ( Tazminat Davası – Davacılar Dava Dilekçesi İle Araçta Meydana Gelen Değer Kaybı Talep Edilmediği Halde Bilirkişi Raporu İle Belirlenen Değer Kaybı da Tazminata Dahil Edilerek Talepten Fazlaya Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )

• KREDİ KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ( Kuruluşuna İlişkin 1581 S.Y Md. 19 Gereğince Harçtan Muaf Olmasına Rağmen Harç Ödettirilmesine Karar Verilmiş Olmasının İsabetli Olmadığı )

• HARÇTAN MUAFİYET ( Kredi Kooperatifleri Birliğinin Kuruluşuna İlişkin 1581 S.Y Md. 19 Gereğince Harçtan Muaf Olmasına Rağmen Harç Ödettirilmesine Karar Verilmiş Olmasının İsabetli Olmadığı )

1086/m.74

818/m.41

ÖZET : 1 ) Davacılar dava dilekçesi ile araçta meydana gelen değer kaybı talep edilmediği halde, bilirkişi raporu ile belirlenen değer kaybı da tazminata dahil edilerek HUMK.’nun 74. maddesine aykırı şekilde talepten fazlaya hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

2 ) Davalı T. Kredi Kooperatifleri Birliğinin kuruluşuna ilişkin 1581 sayılı yasanın 19. maddesi gereğince harçtan muaf olmasına rağmen harç ödettirilmesine karar verilmiş olması, isabetli değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılama sonunda:

Davanın kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalılar İ. ve davalı T. Kredi Kop. Mersin Bölge Birliği vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı T. Kredi Kop. Merkez Birliği Genel Müdürlüğüne ait, davalı İ. Karadağ idaresinde bulunan … … … plakalı aracın müvekkillerinin murisi R. ‘a ait … … … plakalı araca çarpması nedeniyle aracın onarımının mümkün olmadığını, 8.500.000.000TL’sı zararın meydana geldiğini, 7.580.000.000 TL’nin kaza tarihiden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara verilmesini talep etmiştir.

Çifteler Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/5 esas 10 karar sayılı dosyası ile araç maliki T. Kredi Kop.Mersin Bölge Birliği hakkında açılan davanın birleştirilmesine karar verilmiştir.

Davalı Türkiye T. Kredi Kop.Genel Müdürlüğü vekili, araç maliki olmadıklarını, aracın sahibi olan Mersin Bölge Birliğinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddini istemiştir.

Davalı T. Kredi Kop.Mersin Bölge Bir. vekili ve davalı İ. kusur oranı ve tazminat miktarını kabul etmediklerini, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre Türkiye T. Kredi Kop. Merkez Birliği Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın 5.783.49 YTL’ sı kısmının kabulü ile, davacılar Ş. için 1.619.37 YTL’nın S., S., R. ve A. için ayrı ayrı 694.02YTL’nın S., S. için ayrı ayrı 173.50 YTL’nın F. S., F. S., Ş. S., N. S. için ayrı ayrı 130.13YTL’nın T. ve S. için ayrı ayrı 260.26YTL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar İ. ve T. Kredi Koop. Mersin Bölge Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar İ. ve davalı T. Kredi Kop. Mersin Bölge Birliği vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı İ. ve T. Kredi Koop. Mersin Bölge Birliği vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacıya ait aracın hasar bedelinin belirlenmesi için yapılan delil tespiti dosyası raporunda, aracın tamirinin mümkün olmadığı belirlenmiş, mahkemece hükme esas alınan 17.01.2006 tarihli bilirkişi raporunda ise, aracın tamiri mümkün olduğunun kabulü ile hasar bedeli belirlenmiş, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir.

Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için bilirkişiden ek rapor alınarak aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

3- Kabule göre de;

a ) Davacılar dava dilekçesi ile araçta meydana gelen değer kaybı talep edilmediği halde, bilirkişi raporu ile belirlenen değer kaybı da tazminata dahil edilerek HUMK.’nun 74. maddesine aykırı şekilde talepten fazlaya hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

b ) Davalı T. Kredi Kooperatifleri Birliğinin kuruluşuna ilişkin 1581 sayılı yasanın 19. maddesi gereğince harçtan muaf olmasına rağmen harç ödettirilmesine karar verilmiş olması isabetli değildir.

SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlere davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlere davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 21.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/827

K. 2005/1141

T. 7.2.2005

• TRAFİK KAZASI SONUCU OLUŞAN HASAR İÇİN TAZMİNAT TALEBİ ( Uzman Bilirkişi Raporunda Belirtilen Kusur Oranlarına Göre Hüküm Kurulması Gereği – Değer Kaybı Talebiyle Açılan Karşı Davada Sigorta Tarafından Ödenen Meblağın İçinde Değer Kaybının Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Gereği )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN DEĞER KAYBININ TAZMİNİ TALEBİ ( Trafik Kazası Sonucu Sigortanın Yaptığı Ödemenin Değer Kaybını da Kapsayıp Kapsamadığının Araştırılması Zorunluluğu )

• DEĞER KAYBI NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ ( Trafik Kazası Sonucu Sigortanın Yaptığı Ödemenin Değer Kaybını da Kapsayıp Kapsamadığının Araştırılması Zorunluluğu )

• SİGORTANIN YAPTIĞI ÖDEMENİN DEĞER KAYBINI DA KAPSAYIP KAPSAMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREĞİ ( Trafik Kazası Nedeniyle Araçta Meydana Gelen Değer Kaybı İçin Açılan Tazminat Davasında )

6762/m.1299

ÖZET : Dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük yoktur. Öte yandan davalı-karşı davacı, trafik kazası sonucu aracında meydana gelen maddi hasarın sigorta tarafından ödendiğini, ödenmeyen değer kaybını talep etmiştir. Sigorta tarafından yapılan ödemenin içinde değer kaybının olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında tanzim edilen sigorta sözleşmesi getirtilip, değer kaybının sigorta kapsamı içersinde olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı, karşı davacı Namık Şükrü Ergin vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili idaresindeki 35 AYZ 58 plakalı araçla, davalıya ait olan 06 RM 858 plakalı araçların karıştığı trafik kazası sonucu müvekkili aracında hasar meydana geldiğini iddia ederek, 384.500.000 TL maddi zarar ve 500.000.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 884.500.000 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı kusurun karşı tarafta olup, tazminat talebinin mümkün olmadığını savunarak aleyhine açılan davanın reddi ile iş bu dava dosyasıyla birleştirilen 2001/25 esas sayılı dava dosyasıyla kazadan dolayı aracında meydana geldiğini iddia ettiği 400.000.000 TL değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu, tarafların kur oranları ve sigorta şirketlerinden almış oldukları zarar miktarı neticesinde isteyebilecekleri alacak taleplerinin olmadığı gerekçesiyle her iki davanın da reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı Namık Şükrü Ergin vekilince temyiz edilmiştir.

1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Davalı-karşı davacı dava dilekçesinde; trafik kazası sonucu aracında meydana gelen maddi hasarın sigorta tarafından ödendiğini, ödenmeyen 400.000.000 TL değer kaybını talep etmiştir. Sigorta tarafından yapılan ödemenin içinde değer kaybının olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; taraflar arasında tanzim edilen sigorta sözleşmesi getirtilip, değer kaybının sigorta kapsamı içersinde olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı, karşı davacı Namık Şükrü Ergin vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 7.2.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/1215

K. 2003/10021

T. 17.10.2003

• ARAÇTA MEYDANA GELEN HASAR ( Aracın 60.833 Km’de Yatak Sarması Nedeniyle Kullanılamamasından Doğan Zarar – Bilirkişi Raporunda Arızanın İmalat Hatasından Kaynaklandığı Bu Gibi Arızaların Ancak 600.000 Km’den Sonra Ortaya Çıkabileceğine Göre Talebin Kabulü Gereği )

• ARACIN YATAK SARMASI ( Bilirkişi Raporunda Arızanın İmalat Hatasından Kaynaklandığı Bu Gibi Arızaların Ancak 600.000 Km’den Sonra Ortaya Çıkabileceği/Muayene ile Anlaşılmasının Olanaksız Oluşu – Alacak Davası )

• ALICININ İĞFALİ ( Aracın 60.833 Km’de Yatak Sarması ve Bu Gibi Arızaların Ancak 600.000 Km’den Sonra Ortaya Çıkabileceği/Muayene ile Anlaşılmasının Olanaksız Olmasına Göre Alıcının İğfal Edilmiş Sayılması – Alacak Davasının 10 Yıllık Zamanaşımına Tabi Olduğu )

• ZAMANAŞIMI ( Aracın 60.833 Km’de Yatak Sarması Nedeniyle Aracı Kullanamamaktan Doğan Zarar – Aracın Muayene ile Anlaşılmasının Olanaksız Olmasına Göre Alıcının İğfal Edilmiş Sayılması/Alacak Davasının 10 Yıllık Zamanaşımına Tabi Olduğu )

818/m.207/son

ÖZET : Dava, davacının davalılardan Akdemir Otomotiv A.Ş’den satın aldığı aracın 60.833 Km’de yatak sarması nedeniyle yapılan onarım giderinin ve onarım süresince aracı kullanamamaktan doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Araçtaki arızanın meydana geldiği km gözetildiğinde garanti kapsamında kaldığı kabul edilemez. Ne var ki, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda arızanın imalat hatasından kaynaklandığı bu gibi arızaların ancak 600.000 Km’den sonra ortaya çıkabileceği, muayene ile anlaşılması olanaksız olan ve kullanma ile ortaya çıkan bu halin özellikle verilen garanti karşısında BK.nun 207/son maddesi gereğince alıcının iğfali niteliğinde olduğu ve dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı Toyota Oto San.A.Ş. vekilince duruşmalı, diğer davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, davacının davalılardan Akdemir Otomotiv A.Ş’den satın aldığı aracın 60.833 Km’de yatak sarması nedeniyle yapılan onarım giderinin ve onarım süresince aracı kullanamamaktan doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Satış Sözleşmesinin eki olan garanti belgesinin 1. maddesinde “Garanti süresi malın tesliminden başlar ve birinci yılı sınırsız kilometre olmak üzere iki yıl yada 50.000 Km ( hangisi önce gelirse )dır” şeklinde öngörülmüştür.

Bu durumda araçtaki arızanın meydana geldiği km gözetildiğinde garanti kapsamında kaldığı kabul edilemez. Ne var ki, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda arızanın imalat hatasından kaynaklandığı bu gibi arızaların ancak 600.000 Km’den sonra ortaya çıkabileceği, muayene ile anlaşılması olanaksız olan ve kullanma ile ortaya çıkan bu halin özellikle verilen garanti karşısında BK.nun 207/son maddesi gereğince alıcının iğfali niteliğinde olduğu ve dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru değil ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan hükmün HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca açıklanan nedenlerle onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 17.10.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/2424

K. 2008/5699

T. 23.12.2008

• TAZMİNAT DAVASI ( Araçta Meydana Gelen Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Yeni Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması İçin Hükmün Bozulması Gereği )

• ARAÇTA MEYDANA GELEN HASAR ( Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Yeni Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması İçin Hükmün Bozulması Gereği )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( Araçta Meydana Gelen Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Yeni Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması İçin Hükmün Bozulması Gereği – Tazminat Davası )

• İLLİYET BAĞINA İLİŞKİN BİLİRKİŞİ RAPORU GEREKMESİ ( Araçta Meydana Gelen Hasar İle Kazanın Oluşum Şekli Arasındaki İlliyet Konusunda Alınması Gerektiği )

1086/m.438

ÖZET : Dava, tazminat istemidir. Araçta meydana gelen hasar ile kazanın oluşum şekli arasındaki illiyet konusunda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması için hükmün bozulmasına karar verilmiş; mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği yerine getirilmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 40.000.00.-YTL’sı tazminatın başvuru tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 49.885.00.-TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili, hasarın belirtilen kaza nedeniyle oluşmadığını, aracın daha önceden yandığını, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının aracın kasko sigorta poliçesinin düzenlenmesinden önce hasarlandığını ispat ettiği, davacının hasarın poliçenin düzenlenmesinden sonra meydana geldiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece verilen 16.06.2005 tarih 2004/519E-2005/360 K. Sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 23.11.2006 tarih 2005/11291E.-2006/12151 K. sayılı ilamı ile araçta meydana gelen hasar ile kazanın oluşum şekli arasındaki illiyet konusunda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması için hükmün bozulmasına karar verilmiş; mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece öncelikle olaydan sonra düzenlenen 20.05.2004 tarihli görgü tespit tutanağını düzenleyen görevlilerin olayın meydana geliş şekli, olay yerine gittiklerinde araçtaki yangının durumu hususlarında beyanları alınmalı, davacı tarafından ibraz edilen belgeyi düzenleyen şirketin kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tamirat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tarihi ve herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı gibi hususlar tespit edilmeli, konusunda uzman Karayolları Fen Heyeti veya İTÜ gibi kurumlardan seçilecek bilirkişi heyetinden, davalı tanıklarının beyanları ve davacı tarafından ibraz edilen belgeler ile ekspertiz raporu da birlikte değerlendirilerek araçta meydana gelen hasarın iddia edildiği şekilde gerçekleşen bir olayda meydana gelip gelmeyeceği hususunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınmalı sonucuna göre karar verilmelidir. Değinilen biçimde araştırma, soruşturma yapılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 23.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/878

K. 2011/2014

T. 8.3.2011

• ARAÇTA MEYDANA GELEN HASAR BEDELİNİN TAHSİLİ ( Eylemin Suç Teşkil Etmesi Durumunda Ceza Zamanaşımının Uygulanacağı – Kaza Tespit Tutanağına Göre Kaza Yaralamalı Kaza Olup Ceza Zamanaşımı Süresinin Uygulanacağı )

• CEZA ZAMANAŞIMI ( Araçta Meydana Gelen Hasar Bedelinin Tahsili – Eylemin Suç Teşkil Etmesi Durumunda Ceza Zamanaşımının Uygulanacağı/Kaza Tespit Tutanağına Göre Kaza Yaralamalı Kaza Olup Ceza Zamanaşımı Süresinin Uygulanacağı )

• YARALAMALI KAZA ( Araçta Meydana Gelen Hasar Bedelinin Tahsili – Eylemin Suç Teşkil Etmesi Durumunda Ceza Zamanaşımının Uygulanacağı/Kaza Tespit Tutanağına Göre Kaza Yaralamalı Kaza Olup Ceza Zamanaşımı Süresinin Uygulanacağı )

2918/m.109/1

ÖZET : Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik kanunun 109/1. maddesi motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür: Kaza tespit tutanağına göre kaza yaralamalı kaza olup ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı dikkate alınmadan davacı aracında meydana gelen hasar bedeli yönünden de davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükümün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı aracın ve müvekkiline ait aracın karıştığı kazada zarar gören üçüncü şahsa ait aracın kasko sigortacısı olan Axa Oyak Sigorta A.Ş’ne tüm hasar bedelinin ödediğini, davalı sigorta şirketi aynı zamanda üçüncü şahsa ait aracında kasko sigortacısı olduğundan davalı şirkete karşı sebepsiz zenginleşme sebebiyle müvekkilinin açtığı dava sonunda davalı şirkete sigortalı aracın %50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini ancak müteselsil sorumluluk sebebiyle ödeme yapıldığından davanın reddine karar verildiğini belirterek müvekkilinin ödediği 7289 TL’nin %50 kusur oranına göre 3.644 TL’sının, müvekkiline ait araçta meydana gelen 1.300 TL hasar bedelinin ise 650 TL’nin kaza tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, 2918 Sayılı yasanın 109. maddesi gereğince tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, davacının 30.7.2003 tarihinden itibaren zarar sorumlusunu bildiği bu tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Davacının karıştığı kaza sonucu davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş.ne kasko sigortalı araç zarar görmüştür. Axa Oyak A.Ş. kasko sigorta kapsamında sigortalısına ödeme yapmış zarar sorumlusu olarak davacıya müracaat etmiş zararın tamamı 18.7.2003 tarihinde davacı tarafından sigorta şirketine ödenmiştir. Davacı Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi 2003/320 E. Sayılı dosyası ile kazada kendisinden başka 22 … … plakalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu belirterek ödediği tazminatı davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş.den geri istemiş, yapılan yargılama sırasında alınan 4.7.2005 tarihli bilirkişi raporunda davacının ve dava dışı araç sürücüsünün eşit kusurlu oldukları tespit edilmiş, mahkemece davacının diğer sorumlularla birlikte müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı taraf hükmü temyiz etmiş, hüküm temyiz incelemesi sonunda 5.3.2007 tarihinde onanmıştır.

Davacı 25.11.2005 tarihinde kazada %50 oranında kusurlu bulunan 22 … … plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olan davalı Axa Oyak sigorta A.Ş hakkında rücu davası açmış, mahkemece 2918 Sayılı yasanın 109. maddesi gereğince ödeme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki bilge ve belgelere göre davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş. kazada zarar gören aracın kasko sigortacısı ve kazada %50 oranında kusurlu bulunan 22 … … plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısıdır. Davacı tarafından davalı Axa Oyak sigorta A.Ş. karşı aynı olay sebebiyle aynı alacağın tahsili için Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi 2003/320 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı ndan davalı yönünden zamanaşımının kesildiğinin kabulü gerekir. Bu hale göre 18.7.2003 tarihinden başlayan zamanaşımı süresi ilk davanın açıldığı 30.7.2003 tarihinde kesilmiş ve mahkemenin her usulü işlemi ile kesilen zamanaşımı süresi yeniden başlamıştır. Açıklanan sebeple aynı davalıya karşı aynı alacak sebebiyle açılan dava zamanaşımını keseceğinden ve ilk dava hakkında 10.11.2005 tarihinde karar verilmiş olup davacı tarafından zamanaşımı süresi dolmadan 25.11.2005 tarihinde dava açılmış olduğundan zamanaşımı itirazının reddi ile davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-) Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesi motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür: Kaza tespit tutanağına göre kaza yaralamalı kaza olup ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı dikkate alınmadan davacı aracında meydana gelen hasar bedeli yönünden de davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükümün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 8.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/6426

K. 2010/14496

T. 2.11.2010

• MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Davalılar 4077 Sayılı Yasa Kapsamında Ayıplı Malın Satıcı Ve İthalatçısı Olup Garanti Süresi İçinde Meydana Gelen Ayıplardan Sorumlu Oldukları )

• ARAÇTA OLUŞAN DEĞER KAYBININ TAZMİNİ ( Davacı Serviste Beklediği Süreye İlişkin Aracı Kullanamamaktan Oluşan Zararın Tazminini Talep Etmiş Olmakla Davacının Bu Talepleri Doğrultusunda Davanın Kabulü Gerektiği )

• AYIPLI MAL SATIŞI ( Menfi Tespit İstemi – Davalılar 4077 Sayılı Yasa Kapsamında Ayıplı Malın Satıcı Ve İthalatçısı Olup Garanti Süresi İçinde Meydana Gelen Ayıplardan Sorumlu Oldukları )

2004/m.72

ÖZET : Dava, menfi tespit istemidir. Davacı, satın aldığı araçta oluşan motor arızası ayıbı ve bir yıl içinde araçta oluşan dörtten fazla ayıptan ötürü terditli olarak ileri sürdüğü taleplerle eldeki davayı açmıştır. Bilirkişi vermiş olduğu rapor ile, bir yıl içinde dörtten fazla farklı arıza şartının oluşmadığını, ancak meydana gelen motor arızasının imalat hatası olup kullanımdan meydana gelmediğini, her ne kadar arızanın orijinal parçalarla tamir edilmiş ise de, araçta değer düşüklüğü meydana getirdiğini, yine aracın tamiri için serviste beklediği süre için davacının günlük 75 TL zararı oluştuğunu belirtmiştir. Davalılar, 4077 sayılı yasa kapsamında ayıplı malın satıcı ve ithalatçısı olup garanti süresi içinde meydana gelen ayıplardan sorumludurlar. Davacı, dilekçesi ile de araçta oluşan değer kaybının tazmini ile serviste beklediği süreye ilişkin aracı kullanamamaktan oluşan zararın tazminini talep etmiş olmakla, davacının bu talepleri doğrultusunda davanın kabulü gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı Doğuş A.Ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, bayi olan davalı Dicle Oto Ltd.Şti’nden 29.9.2006 tarihinde davaya konu aracı satın aldığını, diğer davalı Doğuş Oto AŞ.’nin de aracın ithalatçısı olduğunu, aracı satın aldıktan sonra aradan bir ay geçmeden arıza yaptığını, 30.10.2006 tarihinde Balıkesir’de bulunan yetkili servise aracı götürdüğünü, arızanın ilk başta anlaşılamadığını, daha sonra yağ lambasında arıza olduğu söylenerek komple motorun indirildiğini, aracın henüz daha onbin km de dahi olmadığını, bir aydan fazla bir süre aracın yetkili serviste kaldığını, aracın Kasım ayı sonunda teslim edildiğini, arızaların halen devam ettiği gibi araçta dörtten fazla ayıp meydana geldiğini belirterek aracın yenisi ile değiştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin iadesi, bu da mümkün değilse araçtaki motor arızasından dolayı oluşan değer düşüklüğünün verilmesi ve 1 ayı aşkın süre serviste beklediği zaman diliminde beklenen faydayı sağlayamadığı için uğranılan zararın tazminini istemiş, bilahare bilirkişi raporu alındıktan sonra 19.6.2009 tarihli dilekçesi ile aracın Dicle Oto servisinde kaldığı süre içinde aracı kullanamamaktan dolayı oluşan zarardan vazgeçtiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda değer kaybı ile birlikte serviste beklediği süreye ilişkin kullanamama nedeniyle oluşan zararın tazminini istediğini beyan etmiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılardan Doğuş Oto AŞ. tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacı, satın aldığı araçta oluşan motor arızası ayıbı ve bir yıl içinde araçta oluşan dörtten fazla ayıptan ötürü terditli olarak ileri sürdüğü taleplerle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, bilirkişiden rapor alınmış ve kısmen rapor benimsenmek suretiyle serviste beklemeden dolayı meydana gelen zarar ile parça değişiminden oluşan değer kaybı miktarından davalının sorumlu olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi vermiş olduğu rapor ile, bir yıl içinde dörtten fazla farklı arıza şartının oluşmadığını, ancak meydana gelen motor arızasının imalat hatası olup kullanımdan meydana gelmediğini, her ne kadar arızanın orijinal parçalarla tamir edilmiş ise de, araçta 1.500 TL değer düşüklüğü meydana getirdiğini, yine aracın tamiri için serviste beklediği süre için davacının günlük 75 TL zararı oluştuğunu belirtmiştir. Davalılar, 4077 sayılı yasa kapsamında ayıplı malın satıcı ve ithalatçısı olup garanti süresi içinde meydana gelen ayıplardan sorumludurlar. Davacı, 19.6.2009 tarihli dilekçesi ile de araçta oluşan değer kaybının tazmini ile serviste beklediği süreye ilişkin aracı kullanamamaktan oluşan zararın tazminini talep etmiş olmakla, davacının bu talepleri doğrultusunda davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre, davalı Doğuş Oto AŞ.’nin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte belirtilen nedenle davalı Doğuş Oto AŞ.’nin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/3395

K. 2012/10426

T. 25.6.2012

• FAİZ ( Dava Açıldığı Sırada Talep Edilmiş Olan Miktara Dava Tarihinden İtibaren Islahla Arttırılan Miktara Islah Tarihinden İtibaren Faiz İşletileceği – Araçtaki Gizli Ayıp Nedeniyle Araçta Oluşan Değer Kaybının Tahsili Davası )

• ISLAHLA ARTTIRILAN MİKTARA FAİZ ( Islah Tarihinden İtibaren Faiz İşletileceği – Dava Tarihinden İtibaren Faiz İşletilemeyeceği )

• ARAÇTA OLUŞAN DEĞER KAYBININ TAHSİLİ İSTEMİ ( Dava Açıldığı Sırada Talep Edilmiş Olan Miktara Dava Tarihinden İtibaren Islahla Arttırılan Miktara Islah Tarihinden İtibaren Faiz İşletileceği )

6100/m. 176

3095/m. 2

ÖZET : Dava açıldığı sırada talep edilmiş olan miktara dava tarihinden itibaren, ıslahla arttırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davah vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava, satın alınan araçtaki gizli ayıp nedeniyle araçta oluşan değer kaybının tahsili istemine ilişkindir.

Davalı vekili, ayıp ihbar sürelerine uyulmadığım ve aracın ayıplı olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; dava konusu araçtaki ayıp nedeniyle değer kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava açıldığı sırada 5.000 TL talep edilmiş olduğundan, bu miktara dava tarihinden itibaren, ıslahla arttırılan 2.000 TL’lik miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davah yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/12869

K. 2005/10255

T. 24.10.2005

• KASKO SİGORTA SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT ( Kaza Tespit Tutanağın Yol Yüzeyinin Islak Olduğunun Belirtildiği – Mahkemece Kazanın Oluşumu Hakkında Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği )

• ARAÇTA OLUŞAN HASAR ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat/Kaza Tespit Tutanağın Yol Yüzeyinin Islak Olduğunun Belirtildiği – Mahkemece Kazanın Oluşumu Hakkında Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği )

• KAZA TESPİT TUTANAĞI ( Yol Yüzeyinin Islak Olduğunun Belirtildiği – Mahkemece Kazanın Oluşumu Hakkında Uzman Bilirkişi veya Bilirkişi Kurulundan Rapor Alınması Gerektiği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat – Kazanın Oluşumu Hakkında Yeterli Bir İnceleme ve Araştırma Yapılmaksızın Kazanın Sırf İstiap Haddinin Aşılması Sonucu Meydana Geldiği Gerekçesiyle Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )

6762/m.1269

ÖZET : Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Çekişme, meydana gelen kaza sonucu araçta oluşan hasarın sigorta teminatı içinde olup olmadığı, davalı sigorta şirketinin bu zarardan dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, kazanın oluşumu hakkında yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, kazanın sırf istiap haddinin aşılması sonucu meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddi cihetine gidilmiştir. Oysa, kaza tespit tutanağın yol yüzeyinin ıslak olduğu belirtildiği gibi Cumhuriyet Savcılığı’na yönelik üst yazıda da bu husus belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, kazanın oluşumu hakkında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Tarsus Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.06.2004 tarih ve 2002/215 – 2004/343 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait aracın bir kazada hasarlanmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 8.376.210.000.-liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, meydana gelen hasarın istiap haddinin aşılmasından dolayı kasko sigortası genel şartlarının A.5.5.10 ncu maddesi hükmünce teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kaskolu araçta taşınan İeneratörün gümrük beyannamesine göre net ağırlığının 24.500 kg, brüt ağırlığının ise, 25.000 kg olduğu, ithalatçı şirket tarafından İeneratörün nakliyesi sırasında parçalara ayrılmadığı, bir bütün halinde taşındığının bildirildiği, taşınan yükün 14 ton olduğuna ilişkin sevk irsaliyesinin gerçeği yansıtmadığı, aracın istiap haddinin trafik tescil belgesinde 14.380 kg olduğu, kazanın sırf istiap haddinin aşılmasından dolayı meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Davacıya ait aracın davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, sigortalı aracın tek taraflı kaza sonucu hasarlandığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayıp, çekişme, meydana gelen kaza sonucu araçta oluşan hasarın sigorta teminatı içinde olup olmadığı, davalı sigorta şirketinin bu zarardan dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5.10 ncu maddesinde, taşıtın, ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşınması sırasında meydana gelen zararların teminat dışı olduğu hükme bağlanmıştır.Fakat, bu hükmün uygulanabilmesi için, riziko ile istiap haddinden fazla yük ve yolcu taşıma arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kazanın salt bu nedenle meydana gelmesi gerekir. Başka bir anlatımla, sadece istiap haddinin aşılmış olması, rizikonun teminat dışı olduğu sonucunu doğurmaz.

Somut olaya gelince, mahkemece, kazanın oluşumu hakkında yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, kazanın sırf istiap haddinin aşılması sonucu meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddi cihetine gidilmiştir. Oysa, kaza tespit tutanağın yol yüzeyinin ıslak olduğu belirtildiği gibi Cumhuriyet Savcılığı’na yönelik üst yazıda da bu husus belirtilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, kazanın oluşumu hakkında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Araç Değer Kaybı [Gazete Haberi]

images (1)

Sabah Gazetesi 03.04.2015 tarihli haberine buradan ulaşabilirsiniz. Haberin içeriği aşağıdadır:

İzmir’de karşı tarafın suçlu olduğu maddi hasarlı bir trafik kazası yaşayan oto servis işletmecisi, aracında kazadan sonra oluşan 3 bin 500 TL’lik değer kaybını açtığı mahkemeyi kazanarak sigorta şirketine ödetti.

İzmir’de, bir mahkemenin verdiği kararla, kazadan sonra araçlarda oluşan değer kaybı da tarihe karıştı. İki yıl önce 48 bin TL’lik aracıyla seyir halindeyken karşı tarafın suçlu olduğu maddi hasarlı trafik kazası yaşayan oto servis işletmecisi Hıdır Yıldırım, sigorta şirketine başvurarak aracını tamir ettirdi. Aracını yaptırdıktan sonra satmaya karar veren Yıldırım, satış işlemleri sırasında araçta onarılan ve değiştirilen parçalar nedeniyle 3 bin 500 TL’lik değer kaybı olduğunu öğrendi. Bunun üzerine avukatına başvuran Yıldırım, sigorta şirketinden değer kaybını karşılamasını talep etti. Mahkeme, Yıldırım’ın aracında oluşan değer kaybının 3 bin TL’sinin sigorta şirketi tarafından ödenmesine hükmetti.

“AVUKATA BAŞVURUN”

Önce böyle bir haklarının olduğunu bilmediğini söyleyen Yıldırım, “Başıma gelince öğrendim. Bilmeyenlerin de bu konuda hassasiyet göstermeleri ve bir avukata başvurmalarını öneririm. Örneğin bir müşterimizin aracına çarptılar. Onun da benim gibi kazada suçu yok. Açtığım davayı anlattım. Böyle bir şeyi hiç bilmediğini dile getirdi ve söylediğim için memnun oldu. İki yıl içerisinde bu tür durumla karşılaşan vatandaşlar sigorta şirketlerinden kaybettikleri değeri Yargıtay kararı ile alabilirler” dedi.

“BÖYLE BİR KARAR OLDUĞUNU BİLMİYORDUM”

Aracında geçirdiği kaza sonrası yaklaşık 9 bin TL’lik değer kaybı meydana geldiğini kaydeden Ahmet Şenduryıldız isimli sürücü ise, “Böyle bir karar olduğunu bilmiyordum. Ben de kaza yaptım. Haklı olduğum halde 8-9 bin civarında zararım var. Sattığımda bu külfet karşıma çıkacak ve bunu sigorta şirketinden karşılamayı düşünüyorum. Arabam yapılınca satmayı düşünüyordum” diye konuştu.

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Sigortadan Araç Değer Kaybının Tahsili

imagesDaha önce belirttiğimiz gibi araç değer kaybından kazada kusurlu olan sorumludur. Ancak bazı durumlarda bu durum %100 ve %0 olarak değil, değişik oranlarda da sorumluluk şeklinde olabilmektedir. Birçok sigorta sözleşmesinde araç değer kaybından sorumluluk da sigorta şirketine yüklenmektedir. Bu durumda bunun sigorta şirketinden de talep etmek mümkündür.

Bunun için yapılması gerekenler şunlardır:

  • Eksper araçtaki kaybı belirleyecek (Burada aracın modeli, parçaları gibi birçok kriter etkili olabilmektedir)
  • Vereceği rapor sigortaya gönderilecek
  • Eksper faturası da eklenecek (çünkü bu gider dahi sigortadan alınabilmektedir)

Sigorta şirketi 15 gün içinde ödemeyi kabul etmezse veya sessiz kalırsa; bu durumda Sigorta Tahkim Kuruluna başvuru yapılıyor ve Kurul kararı veriyor. Ödenecek değer kaybından kusur oranı düşerek ödeme yapılmasına karar veriliyor. Örneğin %20 kusurlu olan karşı taraftan %80 iade alabilecektir. Bu durum Türkiye’de pek bilinmemekte olup, birçok kişi bu yüzden mağdur olabilmektedir. Daha önce mahkemeye başvurmak gerekirken, son 2 yıldır ekspertiz raporu bu konuda yeterli olabilmektedir.

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?

hesap-makinesinin-icadi,2,conHazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünce araç değer kaybı tespitinin kara araçları branşında ruhsat sahibi sigorta ekspertiz tarafından yapılabileceği belirtilmiştir. Yani araç değer kaybı hesaplaması ekspertiz ile yapılmaktadır. Araç değer kaybı hesaplaması için hasar geçmişi ve niteliği, kilometresi, marka ve model bilgisi, üretim yılı, trafiğe çıkış tarihi, pazar değeri gibi faktörler esas alınmaktadır.

Mahkemeler öncelikle bilirkişi incelemesi talep etmektedirler. Araçlarda kaza sonrası değer düşüklüğü, araçtaki hasarın büyüklüğü, dolayısıyla yapılan onarımın büyüklüğü ve tamirat sırasında işçilik kalitesi ile doğru orantılı olarak değişir. Sonuç olarak değer tespit ve tazminat davası açılabilmesi için karşı tarafın kazada kusurlu olması ve onarım yapılan kısımların kaza öncesi sağlam ve orijinal olması gerekmektedir. Çünkü daha önce örnek vermek gerekirse şasi bir onarım gördüyse bu durum aracın daha önce de kaza geçirdiğini gösterir. Yani araç daha önce değer kaybı yaşamıştır ve bu durumda ikinci bir değer kaybından söz edilemez. Bunun yanında farlar, silecekler, camlar, stoplar, tamponlar ve jantlar gibi onarım gerektirmeyen değişim isteyen parçalar için değer kaybı uygulanmamaktadır.

Yukarıda saymış olduğumuz koşullar bulunmaktaysa ilk olarak değer tespiti yaptırılır. Mahkeme daha sonra bilirkişi atayacak, bilirkişi ise hasarın ve onarımın boyutlarına bakarak araçtaki değer kaybını gösteren bir rapor sunacaktır. Arkasından da araçta bu duruma neden olan aleyhine tazminat davası yani araç değer kaybı davası açılır.

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Araç Değer Kaybı Davası Zamanaşımı

bigstockphoto_turn_back_time_10456Araç değer kaybı davalarında zaman aşımı süresi 2 yıl olarak belirlenmiştir. Bahsetmiş olduğumuz zaman aşımı süresi kaza tarihi itibaren başlamaktadır. Şayet son iki sene içerisinde herhangi bir kaza yapmışsanız araç değer kaybı davası açabilmektesiniz. Ancak bu süreyi aşan olaylar zaman aşımına uğrar.

 

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Araç Değer Kaybı Davası Gerekli Evraklar

adalet

Bilindiği üzere davanın ispatı için tüm belgelerin yazılı şekilde mahkeme önünde de ispatı gereklidir. Bunun için söz konusu evrakların toplanması gerekmektedir.  Bunlar başlıca aşağıdaki şekildedir:

  • Tarih belirtilen kaza tespit tutanağı
  • Tarih belirtilen ekspertsiz
  • Tarih belirtilen servis raporu ve servis faturası
  • Sigorta poliçesi
  • Aracındaki hasara ait fotoğraflar
  • Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi
  • Araç kiralanmış veya ticari kaybı varsa fatura ve belgeler
  • Araç Değer Kaybı Davası Dilekçesi

 

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar

Araç Değer Kaybı Davası Nasıl Açılır?

icra-takibi-dedektiflikKasko şirketleri araç değer kaybını karşılamadıkları için, araç değer kaybı davası karşı tarafa ( kazaya sebebiyet veren kişiye ) açılmaktadır. Aracın değer kaybının tespitine yönelik araç değer kaybı davası açılır. Bu davanın hukuki olarak dayanağı Borçlar Kanunudur. Buna göre karşı taraf kazada bir kusuru bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Şayet ispat edemiyorsa araçta meydana gelen kaybı ödemekle yükümlüdür. Peki araç değer kaybı davası nasıl açılır?

Dava sürecinde aracınızda meydana gelen hasarın miktarını talep edebileceğiniz gibi, aracın tamiri için gereken zararı ve araç hasarlı olduğu için uğradığı değer kaybını da karşı taraftan talep edebilirsiniz. Şayet araç kiralık ise ayrıca ulaşım giderlerini de karşı taraftan talep etmeniz mümkündür.

Leave a Comment

Filed under Haberler, Yorumlar